Kendi yoluna giren bir daha geri dönmüyor… Hayat onu ilerlediği her adımda başka bir dünyanın büyüleyen diyarlarında kendine yeni görevler yükleyen, bazen acımasız ama önüne çıkan acımasızlıklarla mücadele etmesini öğreten, öğrendikçe gelişen bir yola sürüklemişti. Yeni bir yol…
Geçmişinde yaşadığı yanlışlar, kaybettikleri, enerjisini tüketip
kendisini alaşağı eden dışlanmışlık hissi, kaybolan özgüven, fiziksel ve ruhsal
buhran yaşamdan koparma noktasına kadar getirdiyse de, hatırı sayılır nitelikte
bilgi birikimi ve deneyimleri direnme noktasında ona güçlü sinyaller veriyordu.
Yaşamı seviyordu. İnsanı, doğayı, paylaşmayı, dayanışmayı ve hayallerini. Evet
hayallerini. Birikmiş ve ulaşılması onun için mutlak olan hayaller. Kendine
sözü vardı, “hayallerimi yaşamadan bu hayat bitmeyecek”. Yarınlardaydı
hayalleri. Yapması gereken hayalleri için ayağa kalkmalıydı. İçinde koşar adım
esen bir heyecan fırtınasıyla, hayallerine ilk adımı geçmişine sünger çekerek
başlattı. Önünde duran barikatları yıkıp yeni bir yol açtı. Yeni bir yol…
Çetin, engebeli, nerede, ne zaman nasıl bir engelle karşılaşacağı meçhul bir yol.
Ama kararlıydı. Yenilgilerini bir öğretmen kabul edip yenilmemeyi amaç edindi
kendine. Zamana, sabıra ihtiyacı vardı. Bu yolculuk kalan ömrü boyunca keyfini
sürmekten haz duyacağı uzun bir maratondu…
ÜNSAL AKTAŞ
28.02.2019
